Habergold
Dunyatimes

İsviçre'nin İstanbul Başkonsolosu Kırgöz: En büyük yatırımı Türkiye'ye yaptık

Türkiye ile 4 milyar dolar ticaret hacmi olan İsviçre, aslında bir KOBİ ülkesi. İsviçre'nin İstanbul Başkonsolosu Monika Schmutz Kırgöz, "İsviçre'de çikolata, banka ve saatten çok daha fazlası var. Siz ülkemizdeki KOBİ'lere odaklanın, biz de Ar-Ge verelim" diyor.

17 Aralık 2013 01:34 / Güncelleme: -/- | Kategori: Ekonomi | Ziyaretçi: 2283


Türkiye ile 4 milyar dolar ticaret hacmi olan İsviçre, aslında bir KOBİ ülkesi. İsviçre’nin İstanbul Başkonsolosu Monika Schmutz Kırgöz, "İsviçre’de çikolata, banka ve saatten çok daha fazlası var. Siz ülkemizdeki KOBİ’lere odaklanın, biz de Ar-Ge verelim” diyor.



Fedai  YILDIRIM

İSVİÇRE denince akla ilk olarak gelişmiş finans sistemi, çikolata, kaliteli saatler, Alp Dağları ve kayak turizmi geliyor. Ancak, İsviçre ekonomisinde yüzde 60 pay ile asıl önemli yapı taşlarını KOBİ’ler oluşturuyor. Türkiye ile ticareti 4 milyar dolar olan İsviçre’nin İstanbul Başkonsolosu Monika Schmutz Kırgöz, "İsviçre’de çikolata, banka ve saatten çok daha fazlası var” diyerek, yatırım düşünen Türk firmalarının KOBİ’lere odaklanması gerektiğini söylüyor. İsviçre’nin bu yıl yurt dışındaki en büyük yatırımının İsviçreli çikolata markası Barry Callebaut tarafından Türkiye’ye yapıldığını hatırlatan Kırgöz, "Türkiye dikkat çekici bir gelişme gösteriyor. İsviçreli firmalar da bu gelişmede yer almak ve Türkiye ile birlikte büyümek istiyor” diyor. 
Eşi Türk olan ve Türkiye’yi ikinci vatanı olarak gören Başkonsolos Kırgöz ile Türkiye ve İsviçre ekonomisi üzerine konuştuk:

Türkiye, İsviçre ve İsviçreli firmalar için ne anlam ifade ediyor?

Türkiye ile İsviçre arasındaki ticaret hacmi bugün 4 milyar dolara ulaştı. Tabii biz çok daha fazlasını arzu ediyoruz. Türkiye, herkesin ilgisini çeken bir ülke oldu. Bugün birçok büyük şirket Türkiye’de temsilcilik açmak istiyor. Zaten Türkiye’de ileriye yönelik ortaya konulan hedefler de bu ilgiyi ve gelişmeyi teyit ediyor. 
Türkiye, İsviçreli firmalar için de çok önemli bir ülke. Şu an itibariyle 400 İsviçre şirketi Türkiye’de faaliyet yürütüyor. Ancak, İsviçre markalarını temsil eden tüm firmalarla beraber bu sayı 600’ü buluyor. İsviçreli markalar Türkiye’de ilaç, finans, saat, tekstil makineleri, otomotiv parçaları ve süt ürünleri sektörlerinde faaliyet yürütüyor.

EN BÜYÜK DIŞ YATIRIM

Türkiye, İsviçre firmaları için neden bu kadar önemli?

Bu önem, Türkiye’deki hızlı ekonomik gelişmeyle ilgili. İsviçre de bu gelişmenin ve istikrarın parçası olmak istiyor. Örneğin, yüksek kaliteli kakao ve çikolata üretiminde dünyada önde gelen İsviçreli çikolata markası Barry Callebaut, Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgelerinden biri olan Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’ne 35 milyon TL’lik yatırım yaptı. Firma, son teknoloji ile donatılmış bu tesislerde ilk aşamada yılda 14 bin ton çikolata üretecek ve bu sayede Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya Türkiye’deki bu merkezinden yeni bir köprü oluşturacak. Hatta bu yatırım İsviçre’nin bu yıl yurt dışında yaptığı en büyük yatırım olması münasebetiyle ayrıca önem taşıyor. Yine dünyanın en büyük saat üreticilerinden biri olan İsviçreli Swatch Group, Türkiye’deki bütün distribütörlük anlaşmalarını sonlandırdı. Bu yılın başı itibariyle Türkiye pazarına resmen girdi. Ayrıca Nestlé de kahvaltılık gevrek üretmek amacıyla Bursa Karacabey’de fabrika açtı. Fabrikanın devreye girmesiyle birlikte Nestlé’nin Türkiye’de sattığı ürünlerin tamamına yakını Türkiye’de üretilmeye ve buradan ihracat yapılmaya başlandı.
İsviçreli firmalar bu şekilde Türkiye’yi merkez olarak görüyor ve buradan Ortadoğu ve Afrika pazarlarına ihracat yapıyor. Çünkü Türkiye Avrasya’ya açılan kapı. 
Türkiye’ye yönelen yabancı yatırım, sadece İsviçre firmalarının ilgisinden kaynaklanmıyor. Türk devleti de yabancı yatırımcıya uygun imkanları sağlıyor. Türk Hava Yolları’nın uçuş noktalarını sürekli artırması, İstanbul’a yeni bir havalimanı yapılması da bir nevi teşvik anlamına geliyor.

SİZE AR-GE VERELİM

Peki, ticareti daha üst noktalara taşımak için başka neler yapılmalı?

İki ülke arasında daha fazla bilgi alışverişinin yapılması gerektiği kesin. Bunun yanı sıra iki ülke arasında ortak yatırımlar artırılmalı. Çok iyi Ar-Ge çalışmaları yapılmalı. İsviçre’de ihracat bilgisi var. Türkiye’nin de bu bilgiye ihtiyacı var. Örneğin, İsviçre’nin doğal kaynakları kısıtlı fakat çok kaliteli ürünler imal ediliyor. Bu yüksek kaliteli ürünleri elde edebilmek için her zaman Ar-Ge’ye ihtiyaç duyulur. Türkiye’nin en büyük ihtiyaçlarından biri de bu ve Türkiye’de bu konuda çok büyük bir potansiyel olduğunu da söylemeliyim.
Hatta size bir sır vereyim. Çok ünlü bir Türk markası, İsviçre’nin neredeyse en eski ve geleneksel çikolata markasını satın almak için pazarlık halinde. Bu çok önemli bence.

Sizce bu kadar önemli ve köklü bir marka neden satılıyor?

Evet, İsviçre için çok önemli ve geleneksel bir çikolata markası ama bu şekilde Türk markasıyla birleşerek dünyaya açılma imkanı olacak. Bu firma, İsviçre’de bir aile şirketi. İsviçre’nin bir bölgesinde üretim tesisi var. Şayet anlaşma olumlu sonuçlanırsa Türk firma ile birleşecek ve bir üretim tesisi de Türkiye’de açılacak. Bu şekilde daha da büyüyüp küresel pazara açılacak. Hem Türk markası hem de İsviçreli marka kazanmış olacak. Zaten bizim asıl amacımız birlikte büyümek. Sadece İsviçre olarak değil, aslında Avrupa Birliği’nin de Türkiye’ye ihtiyacı var bu noktada.

İSVİÇRE TİCARET OFİSİ

Konsolosluk olarak sizin ticareti artırmaya yönelik çalışmalarınız neler?Bu konuda İstanbul Ticaret Odası ile nasıl işbirliği yapılabilir?

İstanbul Başkonsolosluğumuz içerisinde mayıs ayında İsviçre Ticaret Ofisi açıldı. Türkiye ve İsviçre’yi aktif bir şekilde bir araya getirecek olan bu ofis, ayrıca iki ülke işletmelerinin de ticaretine destek olacak. 
İTO ile de işbirliği yapmak bizim için şeref olur. Her zaman her konuda yardımcı olmaya çalışırız. İTO ile her zaman yakın ilişki içerisindeyiz. Zaten İTO’nun da desteğine ihtiyacımız var. Bizler de Türk firmaları için İsviçre’de her kapıyı açmada yardımcı olabiliriz.

312 KAYITLI BANKA

İsviçre, gelişmiş bankacılık sistemi ile tanınıyor. Bankacılık sektörünün ülke ekonomisindeki payı nedir?

İsviçre’de toplam 312 kayıtlı banka var. Bu bankaların 116’sı merkezi İsviçre’de bulunan yabancı bankalar. Geri kalan 200’ü ise İsviçre bankası. Bankalar, ülke ekonomisine yüzde 12 ile 15 arasında bir katkı sağlıyor. Aslında ülkedeki bankaların ülke ekonomisine katkısı düşünüldüğü kadar büyük değil. Oysa İsviçre denince herkesin aklına bankacılık ve finans sektörü gelir. Evet, gelişmiş bir bankacılık sektörümüz var fakat tüm ülke ekonomisi bu sektörden oluşmuyor. İsviçre ekonomisinde asıl aslan payı KOBİ’lerin. Çünkü KOBİ’lerin ülke ekonomisindeki payı yüzde 60 civarında. Yatırımcılar asıl bu noktaya odaklanmalı.

* * *

Yüksek maaşlar
en önemli cazibesi

İSVİÇRE’de maaşların yüksek olması ülkeyi oldukça cazip kılıyor. İsviçre’de çalışan bir kişinin yıllık ortalama kazancı 56 bin Euro’yu buluyor. AB ülkelerinde ise bu rakama en yakın kazanca sahip olan 32 bin Euro ile Lüksemburg. Onu 25 bin Euro ile Danimarka, 21 bin Euro ile Finlandiya takip ediyor. İsviçre’de en düşük aylık kazanç 3 bin 200 Frank. En yüksek kazanan ile en düşük kazanan kişilerin ortasında yer alan miktar ise 5 bin 979 Frank. AB ülkelerinin en düşük maaş sıralamasına bakıldığında Türkiye 429 Euro ile 12’nci sırada yer alıyor.

* * *

‘Daha fazla yürüyüş ve koşu alanı olmalı’

2 yıldır İstanbul’da bu görevi yürütüyorum ve bir aksilik olmazsa 2 yıl daha buradayım. İstanbul’dan önce İsrail’in başkenti Tel Aviv’deydim. 2000-2004 arası da İsviçre Ankara Büyükelçiliği’nde görevliydim. Türkiye’ye yabancı değilim yani. Zaten eşim de Türk ve Ankara’da görevliyken tanıştım kendisiyle. Türkiye’yi çok seviyorum. Akrabalarımız ve arkadaşlarımız var. İstanbul dünya şehri ve birçok imkan sağlıyor. Fakat yürüyüş için pek alan yok. Yürüyüş ve koşu alanları artmalı. Türk yemeklerini de çok seviyorum. İstanbul’daki görevim boyunca biraz kilo bile aldım. Teker teker sayıp diğerlerine haksızlık etmek istemem fakat mantı ve tandırı söyleyebilirim hemen. Ayrıca Gaziantep’in yuvalama çorbasını da çok severim. Tatlılarda ise şöbiyet favorim. Gaziantep’te arkadaşlarım var ve bazen keyifsiz olduğumu anladıkları vakit bana hemen şöbiyet gönderiyorlar.


Sitemiz yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
YUKARI